Ziyaret Yerleri
Selman-ı Farisi'nin Kabri
Selman-ı Farisi, Zeytin Dağı’nda camii ve türbesi bulunan sahabilerden birisidir. Aslen İranlı olan Hz. Selman, İslamı, uzun yıllar aradıktan sonra bulan bir bahtiyardır. Hz. Selman, Arabistan tarafına giden bir kafileye katıldığında, kafiledeki bazı zalimler, Hz. Selman’ı bir yahudiye köle olarak sattılar. Medine’ye vardığında Peygamberimizin(s) huzuruna vardı. Başka bir gün Peygamberimizin(s) yanına vardı, arkasına geçti, bu esnada Peygamberimiz(s), aniden sırtını açtı, peygamberlik mührü göründü. Hz. Selman, hemen Peygamberimizin(s) ayaklarına kapandı. Her şeyi apaçık görmüştü. Hemen iman şerefine erdi. Ama hala köleydi. Kurtulması için Yahudi, ondan üç yüz hurma ağacını dikip yetiştirmesini ve kırk okka da altın vermesini istedi. Meseleyi Peygamberimize(s) açtı. Allah’ın Rasulü(s) de ondan üç yüz kadar fidan getirmesini istedi. Peygamberimiz(s), açılan çukurlara fidanları kendi eli ile dikti, fidanlar aynı sene meyve verdiler. Bu bir mucizeydi, normalde bu mümkün değildi. Hz. Selman, yahudiye hurma borcunu ödedi. Sıra altına gelmişti. Sahabilerin yardımı ile yumurta büyüklüğünde bir parça altın bulundu. Hz. Selman, artık serbestti. Peygamberimizin(s) en yakınları arasındaydı. Hendek savaşı öncesiydi. Efendimiz(s), savaş hazırlıklarına başlamıştı. Sahabiler ile istişare ediyordu. Nasıl bir savaş taktiği uygulanacaktı? Hz. Selman, bir teklifte bulundu. Medine’nin etrafına hendek kazılacak, böylece düşman şehre giremeyecekti. Cazip bir teklifti, hemen uygulandı. Sonuç; on bin kişilik müşrik ordusu perişan olarak çekip gittiler. Hz. Ömer, onu İran’ın fethi üzerine Medayin şehrine vali tayin etti. Ama hep sade yaşadı. Kudüs’ün fethine katılan Hz. Selman, bir süre burada kaldı. Hz. Osman zamanında Medain’de vefat etti. Şimdilerde ise Zeytin Dağı düzlüğünde Selman-ı Farisi Mescidi’nin içinde Hz. Selman’ın sağ tarafta sembolik olarak bir sandukası vardır.