Ziyaret Yerleri
Halil Şehri
HALİL ŞEHRİNDE HZ. İBRAHİM, HZ. İSHAK, HZ. YUSUF VE ZEVCELERİNİN KABİRLERİ Hz. İbrahim ve evlatlarının türbeleri, Halil şehrindeki Halil Camii’nin içindedir. Hz. İbrahim, hanımı Sare vefat edince içinde bir mağara bulunan ağaçlık bir arazi satın aldı ve hanımını buraya defnetti. Sare, 127 yaşında vefat etmişti. Daha sonra Hz. İbrahim, 175 yaşında iken ahrete irtihal edince aynı mekana defnedildi. Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İshak ve hanımı Rıfka da aynı yere defnedildiler. İleriki tarihlerde Mısır’da vefat eden Hz. İshak’ın oğlu Hz. Yakub ile hanımı Lamia’nın tabutları da bu mağaraya konuldu. Hz. Yusuf, Mısır’da vefat etmişti. Onu mermerden bir tabuta koyup Nil nehrine bırakmışlardı. Hz. Musa zamanında Allah’ın emriyle Nil nehrinden çıkartıldı, Halil’e getirildi ve mağarada yer kalmadığından mağaranın yanı başına defnedildi. Bu mağara, Bizanslılar tarafından bulunmuş ve üstüne kilise yapılmıştı. Kabirlere de işaret koymuşlardı. Emeviler zamanında kabirler açılıp bakıldığında bu mezarların Hz. İbrahim ve ailesine ait olduğu görüldü. Bunun üzerine kiliseyi camiye çevirdiler, kabirlerin üzerine de sanduka yaptılar. Halil Camii, mağaranın ölçüleriyle aynı ölçüdedir. 56 m. uzunluğunda 33 m. genişliğinde ve 15 m. yüksekliğindedir. 1967 işgali sonrası Museviler de camiye belli aralıklarla girip ayin yapmaya başladı. Bu devirde karşılıklı olarak ziyaret hürriyeti vardı. Fakat 1994 yılında 25 Şubat günü 15 Ramazan’a denk geliyordu. Cuma sabahı sabah namazında yaklaşık 1000 Müslüman vardı. Cemaat secde halindeyken Gold Stein adında fanatik bir Yahudi, makineli tüfekle insanları taradı. 29 kişi şehid oldu, 300 kişi de yaralandı. Bu olaydan sonra cami, 9 ay kapalı kaldı. Cami açıldığında ikiye bölünmüş olarak tekrar ibadete açıldı. Fakat caminin, Hz. Yakup ve hanımı ve Hz. Yusuf’un türbelerinin bulunduğu ön kısmı sinagoga çevrilmişti. Caminin tamamı senenin 10 günü Müslümanlara; 10 günü de Yahudilere veriliyor. Bu on gün Müslümanların ve Musevilerin bayram günleridir. Cami hafif yamaç bir yere inşa edilmiştir. Camiye 20- 25 basamaklı merdivenle çıkılır, caminin birinci kısmına girilir. Asıl caminin içine girmeden hemen karşıda yeşil renkli parmaklıklardan Sare’nin türbesi görülür. Caminin kapısından içeri girince sekizgen şeklinde iki büyük sanduka göze çarpar, sağdaki Hz. İshak’a, soldaki de eşi Rıfka’ya aittir. Aynı hizada caminin diğer kapısından geçerken hemen sağ tarafta Hz. İbrahim’in türbesi görülür. Türbenin hemen sağ tarafında kapının solunda dar bir köşede ise Peygamberimizin(s) mübarek ayak izi dikkati çeker. Peygamberimiz(s), Mirac gecesi Kudüs’e geldiğinde üç yere uğramıştı. Birincisi Hz. Musa’ya; ikincisi Mescidi Aksa’ya ve üçüncüsü de büyük dedesi Hz. İbrahim’e. İşte bu ayak izinin o zamandan geldiği rivayeti vardır. Yine aynı hizada birkaç metre ileride sağda Hz. Yusuf’un türbesi, yanında Hz. Yakup’un hanımı Lamia’nın türbesi, karşısında ise Hz. Yakub’un türbesi bulunur. Fakat bu üç türbe, Yahudilerin işgali altındaki sinagog bölümünde bulunmaktadır. Mezarlar asıl itibariyle caminin 15 m. altında yer alan mağarada bulunmaktadır. Caminin minberi; abanoz ve ceviz ağacından hiç çivi çakılmadan yapılmış olan çok kıymetli ve muhteşem bir minberdir .Yeni konmuş gibi durmakta ve üzerinde gergef gibi kufi kitabeli hat sanatının şaheseri görülmektedir. Kare kesitli tek şerefeli caminin iki minaresi de Memlükler tarafından yapılmıştır. Bugün türbenin üzerinde bulunan iyice solmuş ve rengini atmış olan örtüler Sultan Abdülhamit Han’ın gönderdiği örtülerdir.