Ziyaret Yerleri
Hz. İbrahim
Hz. İbrahim, hicretten 2893 yıl önce dünyaya geldi. Fırat ve Dicle’nin süslediği Babil’de yaşadı. Babası Azer, Nemrud’un putçuluğunu yapardı. Hz. İbrahim’in unvanı Halil’dir.Halilullah, ”Allah’ın dostu” demektir. Kardeşi Harran, Hz. Lut’un babasıydı. Nemrut, tanrılık davasını sürdürüyordu. Nemrut’un kavmi yıldızlara da tapardı. Hz. İbrahim, dünyaya geldiği sırada Babil’deki kahin ve astrologlar bir şeyler sezmiş ve Nemrut’a, bu yıl bir çocuğun dünyaya geleceğini, onun dinini değiştireceğini, saltanatını yok edeceğini, doğacak bütün erkek çocukları yok etmesi gerektiğini, bildirdiler. Nemrut, hemen tedbirler aldı. Yeni doğan her erkek çocuğu anında öldürecekti. Bu emri verdiği sırada Azer’in hanımı da hamileydi. Azer, çocuğu Nemrut’un elinden kurtarmak için eşini Basra yakınlarında( bir rivayette Urfa) bir mağaraya götürdü. Doğum orada gerçekleşti. Bebek İbrahim, mağarada 15 ay kaldı. Fakat harika bir şekilde hızla büyüyordu. On beş yaşlarında gürbüz bir çocuk seviyesine geldi. Babası Azer, put ticareti de yapıyordu. Hz. İbrahim, büyüyüp delikanlı çağına gelince, eline birkaç put verdi, satması için çarşıya gönderdi. Genç İbrahim, putların boynuna birer ip taktı, sokakta sürümeye başladı. Bir yandan da” Hiçbir fayda ve zarar vermeyen bu putları satın alan var mı?”diye bağırıyordu. Kimse satın almadığı gibi, ” başımıza bir bela gelir” korkusuyla ona yaklaşamıyorlardı. İbrahim satamadığı putları ırmağın kıyısına götürüp baş aşağı suya sokuyor, su içmelerini istiyordu. Bir gün Cebrail(a.s.) geldi, peygamberlik müjdesini verdi. Bundan sonra Hz. İbrahim, kavmini doğru yola çağırmaya başladı. Kavmi yıldızlara tapıyordu. Önce yıldızların tanrı olamayacağını ispat etmek istedi. Bir gün güneş batıp da etrafı karanlık kaplayınca başını semaya kaldırdı. Gökte parlak bir yıldız görünüyordu. ”İşte Rabbim budur” dedi. Kavmi de böyle bir şey bekliyordu ve bu duruma sevindiler. Fakat sabah olunca yıldızlar kayboldu. Kavmine dönüp” Bu olmadı, benim Rabbim böyle ortadan kaybolamaz. Böyle kaybolanlar, Rab olamazlar.” dedi. Ertesi gün ayın doğuşunu seyretti ve ” Rabbim bu mu?” diye seslendi. Fakat o da sabah olunca kayboldu. Sonra güneş doğdu. Güneşin bu parlaklığı karşısında ” Benim Rabbim işte budur. Çünkü bu, hepsinden büyük, hepsinden parlak” dedi. Akşam oldu. Bu sefer güneş de battı. Bunu gören Hz. İbrahim ” Ey Kavmim! Ben, sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Ben bütün batıl dinlerden uzak ve Allah’ı bir bilerek , gökleri ve yeri yaratana yüzümü çevirdim. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” dedi. Bu üslup, Hz, İbrahim’in insanlara Allah’ın varlığını anlatma üslubuydu. O gün bayramdı. Halk puthanede toplanmıştı. Hz. İbrahim’de oradaydı. Halk bayram yerine eğlenceye gitti. Hz. İbrahim puthanede kaldı, eline baltayı aldı, büyük put hariç bütün putları kırıp yere serdi. Sonra da baltayı götürüp büyük putun boynuna astı. Halk puthaneye dönünce dehşete kapıldı, akıllarına ilk gelen isim, Hz. İbrahim oldu. Çünkü geride sadece o kalmıştı. Hz. İbrahim’i sorguya çektiler. Hz. İbrahim” Bunu yapsa yapsa şu büyükleri yapmıştır. Eğer konuşabiliyorsa ondan sorun. ” dedi. Halk ”Ey İbrahim! Bunların konuşamayacağını sen de bilirsin” dedi. Bunun üzerine Hz. İbrahim onlara şöyle dedi: ” Öyleyse Allah’ı bırakıp da size bir fayda ve bir zarar veremeyen şeylere hala tapacak mısınız? Size de, Allah’tan başka taptıklarınıza da yuh olsun! Hiç akıllanmayacak mısınız?” Putları Hz. İbrahim’in kırdığı açıkça ortaya çıkmıştı. Nemrut, Hz. İbrahim ile kendisi konuşmak istedi. Nemrut ” Söyle bakayım, senin ibadet ettiğin ve halkı da ona ibadete çağırdığın Rabbin kimdir, onu gördün mü?” dedi. Hz. İbrahim ” Benim Rabbim, hem diriltir, hem de öldürür” diye cevap verdi. Nemrut ” Ben de öldürür ve diriltirim” dedi. Bunun üzerine Hz. İbrahim ” Allah, güneşi doğudan getiriyor, haydi sen de onu batıdan getir, bakayım” deyince Nemrut şaşırıp kaldı. Nemrut bu mağlubiyeti hiç hazmedemedi. Onu bütün aleme ibret olacak şekilde öldürmek istiyordu. Büyük bir ateş yaktıracak ve Hz. İbrahim’i içine atıp yakarak öldürecekti. Korkunç ateşin yanına yaklaşmak imkansızdı. Yapılan bir mancınıkla Hz. İbrahim, ateşe atıldı. Hz. İbrahim, ateşe atıldığı anda Allah Teala, ateşe yakmama emrini verdi. Etrafı güllük gülistanlık oluverdi, birden. Nemrut’un bütün planı suya düştü. Artık Hz. İbrahim ile başa çıkamayacağını anladı. Daha sonra Hz. İbrahim, Mısır’a gitti. Mısır’dan ayrıldıktan sonra Kudüs yakınlarında bir bölgeye geldi ve bir mescit yaptı. Hz.İbrahim’in hanımı Sare’nin çocuğu olmuyordu. Hz. İbrahim, kendisinin yerine geçecek Salih bir evlat hasreti çekiyordu. Sonunda Sare, Hz. İbrahim’in hizmetçisi Hacer ile evlenmesine izin verdi. Bu evlilikten Hz. İsmail dünyaya geldi. Hz. İsmail’in dünyaya gelişinden sonra Sare ile Hacer’in arası açıldı. Sare, Hacer’i kıskanıyordu. Hz. İbrahim’den, Hacer’le İsmail’i alıp uzak bir yere götürmesini istedi. Allah Teala da, Sare’nin bu isteğini vahiyle teyid ederek izin verdi. Hz. İbrahim, oğlu İsmail ile Hacer’i yanına alarak bir meleğin rehberliğinde Mekke’ye gitti. Hz. İbrahim, onları bugünkü zemzem kuyusunun yakınında bir ağacın yanına bıraktı. O zamanlar oralar, ıssız bir vadi idi. Arazi tarıma elverişli olmadığı gibi suyu da yoktu. Hz. İbrahim, oğlu ile hanımı Hacer’in yanlarına b,r parça yiyecek bırakarak Şam’a dönmek için yola çıktı. Bir zaman sonra Hz. İbrahim, hanımı Hacer’i ve oğlu İsmail’i ziyaret etmek üzere Mekke’ye gelip onları iyi halde bulunca çok sevindi. Hz. İbrahim, oğlu İsmail’den bir süre ayrı yaşadı. Sonunda Mekke’ye döndü ve Hz. İbrahim’in işaret ettiği yerde Kabe’yi inşa etmeğe başladılar. Hz. İsmail, yüksekçe bir taş getirdi. Hz. İbrahim, bu taşın üzerine çıkarak binayı inşa etmeye devam etti. İşte bu taş, Makam-ı İbrahim’dir. Hz. İbrahim, Kabe’nin inşaatını tamamladıktan sonra Makam-ı İbrahim üzerine çıktı, haccı ilan etti. Allah Teala, bu ilanı kıyamete kadar gelecek bütün insanların ruhlarına ulaştırdı. Hz. İbrahim, son olarak hanımı Sare ile birlikte gidip Kabe’yi ziyaret etti. Haccını yapıp tekrar Şam’a döndü. Hz. İbrahim, 175 yaşında vefat edip Halil şehrine defnedilmiştir.