Ziyaret Yerleri
Hz. Yusuf
Hz. Yusuf, ahlak güzelliği yanında yakışıklılık olarak da eşsiz bir insandı. Hz. Yakup, Hz. Yusuf’a ayrı bir şefkat ve sevgi besliyordu. Yusuf’un kardeşleri, babalarının onu çok sevdiğini görünce kıskandılar. Bu arada Hz. Yusuf, bir rüya görmüştü. Rüyasında 11 yıldızın, güneş ve ayın kendisine secde ettiğini gördü. Rüyasını babasına anlattı. Yusuf, o vakitler 12 yaşındaydı. Babası rüyasını kimseye anlatmamasını söyledi. Hz. Yusuf’un rüyasında gördüğü 11 yıldız, kardeşlerine; güneş, babasına; ay da annesine işaret ediyordu. Böylece Allah’ın, Hz. Yusuf’u, onlara üstün kılacağı anlaşılıyordu. Diğer kardeşler, her nasılsa bu rüyayı duydular. Bunun için bir an önce Yusuf’u ortadan kaldırmayı planladılar. Babalarından izin alarak Yusuf’u götürdüler. Biraz oynadıktan sonra onu bir kuyuya atıverdiler. Arkasından da bir kuzu kesip kanını Yusuf’un gömleğine bulaştırdılar. Akşamüstü ağlayarak babalarının yanına geldiler. Yusuf’u bir kurdun yediğini söylediler, kanlı gömleği göstererek ispata kalkıştılar. Fakat babaları inanmamıştı. Mısır’a gitmekte olan bir yolcu kafilesi kuyunun yanında konakladı. İpi kuyuya salınca Hz. Yusuf’u ipe sarılmış olarak çıktığını gördüler. Yusuf’u götürdüler, Mısır köle pazarına çıkardılar. Mısır Hazine Bakanı ile hanımı Züleyha, Yusuf’u satın aldılar, evlerine götürdüler. Çocukları da yoktu. Hz. Yusuf, gençlik çağına gelmişti. Allah Teala, ona peygamberlik görevi vermişti. Çok güzel ve yakışıklı bir gençti. Züleyha, ona karşı ayrı bir duygu beslemeye başladı. Sarayda kimsenin olmadığı bir gün, Hz. Yusuf’u kendisine davet etti. Hz. Yusuf, Allah’tan korktuğunu söyledi ve ayrıca efendisine böyle bir ihanette de bulunamazdı. Züleyha, maksadına ulaşamayınca yine kimsenin olmadığı bir günde Hz. Yusuf’u kovaladı, yakalayınca da kendine doğru çekti. Gömleğinden tuttu. Hz. Yusuf, kaçınca gömleği yırtıldı. Bu arada Züleyha’nın kocası ile amcası karşılarına çıktı. İlk anda mahcup oldu; ama hemen Hz. Yusuf’u suçlamaya başladı. Cezasının da zindan olduğunu söyledi. Büyük bir töhmet altında kalan Hz. Yusuf, insaflı ve akıllı biri olan Züleyha’nın amcasının sözleriyle rahatladı. Eğer Hz. Yusuf’un gömleği, önden yırtılmışsa kadın doğru söylüyordu, o yalancıydı. Gömleği arkadan yırtılmışsa o zaman kadın yalan söylemiş, o doğru söyleyenlerdendi. Hz. Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, kocası Züleyha’yı azarladı. Bu hadiseyi ne kadar saklamak isteseler de, yayılmasına engel olamadılar. Her tarafı dedikodu sardı. Saraya yakın kadınlar, Züleyha’yı kınadılar. Züleyha, çok sıkıldı. Kendisini mazur göstermek için bir plan yaptı. Dedikodu yapan kadınları saraya çağırdı. Onlara bir sofra hazırlattı ve ellerine birer bıçak verdi. Misafirler önlerindeki meyveleri soymaya başladıkları sırada , Hz. Yusuf, içeri girdi. Kadınlar, Hz. Yusuf’un güzelliğini görünce kendilerinden geçtiler, meyve yerine ellerini doğradılar. Züleyha, kendini haklı göstermişti böylece. Züleyha, Hz. Yusuf’u zindanda çürümekle tehdit etmeğe başladı. Hz. Yusuf için iki yol vardı. Ya Züleyha’nın teklifini kabul edip günah işleyecek veya zindana girecekti. O, zindanı tercih etti. Züleyha, Hz. Yusuf’un bir müddet zindana atılmasını teklif etti. Hz. Yusuf için zindan günleri başladı. Hapiste iki mahpus vardı. Biri hükümdarım ekmekçisi, diğeri de şerbetçisi idi. Bir iftira üzerine hapse atılmışlardı. Bir gün gördükleri rüyaları yorumlatmak üzere Hz. Yusuf’a geldiler. Birisi, şaraplık üzüm sıktığını; diğeri de başının üstünde ekmek taşıdığını ve kuşların o ekmekten yediğini; görmüştü. Hz. Yusuf, rüyalarını şöyle tabir etti: ” Ey benim iki zindan arkadaşım! Biriniz zindandan çıkacak ve efendisine şarap sunacaktır. Diğeriniz ise asılacak ve başından kuşlar yiyecektir. ” Bu iki genç zindandan çıkarılırken, Hz. Yusuf, kurtulacağını tahmin ettiği gençten, efendisinin yanında kendisinden bahsetmesini istedi. Ekmekçi idam edilmiş, şerbetçi de sarayda şerbet dağıtmaya başlamıştı. Fakat şeytan ona Hz. Yusuf’tan efendisine bahsetmeyi unutturdu. Bu yüzden bir müddet daha zindanda kaldı. Bir gün kral bir rüya gördü. Rüyasında yedi zayıf inek, yedi semiz ineği yemekteydi. Ayrıca yedi yeşil başak ile bir o kadar kuru başak görmüştü. Kral, rüyasını yorumlatmak için vezirlerini çağırttı. Ancak vezirler tabir edemediler. O sırada şerbetçinin hatırına Hz. Yusuf geldi ve ona rüyayı anlattı. Hz. Yusuf, rüyayı yorumladı. Rüyanın yorumunu öğrenen kral, Hz. Yusuf’u zindandan çıkarmak istedi, fakat Hz. Yusuf, suçsuzluğu ispat edilmeden çıkmak istemedi. Bunun üzerine başta Züleyha; diğer Mısır kadınları Hz. Yusuf’un suçsuz olduğunu itiraf ettiler. Sonunda Hz. Yusuf, zindandan çıktı. Kıral, Hz. Yusuf’u Hazine Bakanlığı’na getirdi ve eski Hazine Bakanı olan kocası ölen Züleyha’yı da Hz. Yusuf ile evlendirdi. Mısır halkı, Hz. Yusuf’un güzel idaresi ile fazla bir sıkıntı çekmedi. Şam ve Kenan halkı, akın akın Mısır’a gelip buğday istiyordu. Bu arada Hz. Yusuf’un kardeşleri de erzak almak için Mısır’a geldiler. Hz. Yusuf, kardeşlerini tanıdı ama belli etmedi. Hz. Yusuf, kardeşlerine zahireyi teslim etti ve diğer gelişlerinde kardeşleri Bünyamini de getirmelerini istedi. Bir dahaki gelişlerinde Bünyamini de beraberlerinde getirdiler. Hz. Yusuf, ona kendini tanıttı. Bünyamin’i, Hz. Yusuf’un yanında bırakmak zorunda kaldılar. Babalarını ısrarı üzerine tekrar Mısır’a gidip Bünyamin’i istediler. Bu sırada Hz. Yusuf, kardeşlerine kendisini tanıttı. Daha sonra Hz. Yusuf’un daveti üzerine Yakub hanedanı Kenan’dan Mısır’a göç etti. Hep beraber Hz. Yusuf’un yanına girdiklerinde, Hz. Yusuf, anne ve babasını kucaklayıp yanına aldı. Hz. Yusuf’a kavuştukları için anne ve babası ile kardeşleri secdeye kapandılar. Böylece Hz. Yusuf’un rüyası gerçekleşmiş oldu. Hz. Yusuf, vefat ettiğinde 120 yaşındaydı. Cenazesi mermer bir tabut içinde Nil’in güzergahına defnedildi. Daha sonra Halil şehrine getirildi.