Ziyaret Yerleri
Hz. Meryem
Hz. Meryem’in sülalesi, saltanat ve dinde önde gelen bir sülaleydi. Babasını adı İmran; annesini ismi Hanne’dir. Hanne, yaşlandığı halde, henüz çocuk sahibi olamamıştı. Annelik duyguları kabaran Hanne’nin içinde şiddetli bir çocuk edinme hissi uyandı. Allah’tan bir çocuk istedi. Allah Teala, onun içten yaptığı duasını kabul etti. Hanne, hamile kaldığını anlayınca çok sevindi. Rabbinin bu büyük lutfuna karşılık çocuğunu Mescidi Aksa’ya adadı. Ancak o sıralarda Mescidi Aksa’daki din hizmetlerine sadece erkek çocuklar alınabiliyordu. Hanne, çocuğunu dünyaya getirmeden önce adamıştı. Bundan çocuğunun erkek olmasını istediği ortaya çıkıyordu. Çocuğuna Meryem ismini verdi. Adağını yerine getiremeyeceğini anlayınca üzüldü. Annesi, kız da olsa Hz. Meryem’in Mescidi Aksa’da adağı gereği bulunmasını arzu ediyordu. Başlarında Hz. Zekeriya’nın olduğu mescidin din adamları, Hanne’nin ricasını geri çevirmediler. Hz. Meryem’i kimin himaye edeceği hususunda çekilen kura Hz. Zekeriya’ya çıktı. Hz. Meryem, kendi başına oturup kalkacak yaşa geldikten sonra Hz. Zekeriya, ona Mescidi Aksa’da bir bölme yaptırdı. Yiyeceğini içeceğini, bizzat kendisi getiriyordu. Fakat her defasında yanında türlü türlü yiyecekler görüyordu. Hz. Zekeriya, bunları gördükçe çocuğun sıradan biri olmadığını anlıyor, ona karşı daha büyük bir dikkat ve ihtimam gösteriyordu. Hz. Meryem’e gelen yiyecekler, Allah katındandı. Hz. Meryem, kendisini öylesine ibadete vermişti ki, onun benzeri yoktu. Melekler, kendisine hitap ediyor, müjdeler veriyordu. Hz. Meryem, epeyce büyümüştü. İffet ve namusuna olan düşkünlüğü sebebiyle de çevresine bir perde germiş, onun içinde ibadet ediyordu. Bu sırada Cebrail(a.s.), insan suretinde gelerek Hz. İsa’yı müjdeledi. Hz. Meryem, hayrete düştü. Çünkü Hz. Adem zamanından beri devam eden bir usulün dışında bir çocuk dünyaya getirecekti. Hz. Meryem’in bunu hayretle karşılamasının bir başka sebebi de insanların bu işi nasıl karşılayacağı ve kendisi hakkında neler söyleyecekleri endişesiydi. Babasız bir çocuğu dünyaya getirdiğine kimi, nasıl inandıracaktı? Cebrail(a.s.), bu konuşmadan sonra Hz. Meryem’e doğru nefes ederek ayrılıp gitti. Hz. Meryem, o sıralarda 15 yaşındaydı. Bir müddet sonra hamile olduğu belli olmaya başladı. Dedikodular da başladı. Hz. Meryem gibi iffetine düşkün, namusunu korumakta titiz bir kadın için bu dedikoduların ne derece üzücü olduğu açıktır. Hz. Meryem, konuşulanlara dayanamayıp, insanların gözünden uzak bir yere çekildi. Nihayet Hz. İsa, dünyaya geldi. Doğumdan 40 gün sonra kavmine döndü. Onu kucağında çocuğu ile gören kavmi, tahmin ettiği gibi kınamaya ve ona ağır sözler söylemeye başladılar. Hz. Meryem, kendini ayıplayan kavmine karşı hiç ses çıkarmadı. Onlara beşikteki oğlunu işaret etti. Fakat birden ummadıkları bir mucize oldu. Annesinin işareti ile beşikteki çocuk, dile geldi ve konuştu ” Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı.” Masum annesini, Allah, kundaktaki çocuğun konuşması ile temize çıkarıyordu. Bu sözleri söylediğinde Hz. İsa, kırk günlüktü. Bundan sonra susmuş, bir daha da konuşma yaşına ulaşmadan konuşmamıştı.